|
Genç Geliştirici Grubu'nun üzerinde çalışacağı projeyi açıklıyoruz. Proje konusunu ve tüm detayları öğrenmek için devamını okuyunuz.
Herşey onunla başladı.
Üstünden nesiller geçti.
Bir ütopya, bir katliama döndü.
İnsanlar, ülkeler, DÜNYA bölündü.
Güzelliğin ardında yeşeren kötülük çığ gibi büyüdü.
Kimi şehid oldu, kimi beyhude gömüldü.
Tarih boyunca barışı elde edemeyen insanlık, sonuna kadar da bunu elde edemeyecek...
Kemal Çetin. Bir Türk yazar. Başarılı eserleriyle bilinen bir isim. Çocukluğunda başlayan ve hayatı boyunca peşinde koştuğu yazarlık hayaliyle adını tanınmış yazarların arasına kazıdı. Eserleriyle pek çok kez ödüller alıp adından söz ettirdi. 40'lı yaşlarında hedeflerine ulaşmış biri olarak hayatının en durgun dönemleri başladı. Bu dönemlerde hayatı kendi köşesine çekilip sessizce izlemeyi tercih ediyordu. Fakat aklında dolanan şey hep söylediği gibi;
"Hedefler değişkendir. Ulaşılması demek sona varıldığı anlamına gelmez." Daima çalışmaya ve hedefleri için mücadele vermeye alışmış birine göre zamanın yavaş aktığı bu yalnızlık ve durgunluk döneminde kendisini rahatsız eden birşeyler hissediyordu. Aslında biliyordu. Birikmişliğin ona verdiği ağırlık hissiydi bu. Yıllarca aklında beslediği düşünceleri ona ağır geliyordu. Neden diye kendi içinde sormaya başladığı günler köşesindeki yalnızlığı daha da büyüdü. O yeni bir hedef arıyordu. Düşüncelerinin beyninde kapalı kalmaktan dolayı ona verdiği huzursuzluktan kurtulmak için...
Yazarlık hayatında yeni bir dönem olabilirdi bu düşüncelerini serbest bırakmak. Yılların birikmişliğini. Bu onun için aynı zamanda yeni bir hedef hatta hedeften daha da büyük birşeydi. Bunu yapmak konusunda kararsız kaldı bir süre ve iyice düşündü. Bir yandan hayalini gerçekleştirmek, düşüncelerini tüm insanlara ulaştırmak için herşeyi göze alabilirdi. Yıllarca aklında büyüttüğü iyimser dünyayı kaleme almak ve insanlara aktarmaktı düşüncesi. Hep düşündüğünden çok daha geniş bir konuyu ele almaktı onun hayali. Onun hayali kendisini bu yola adamaktı. Onu farklı kılan da bu olacaktı. Dünya nasıl olmalıydı ona göre? Evrensel yaşam kurgusu niteliğinde olacak bu eseri nasıl bitirebilecekti ya da bitirebilecek miydi?
İşte tüm bu fırtınalar koparken beyninde yazmaya başladı. Neler olacağını ve olabileceğini kendisi de bilmiyordu. Yılların birikimiydi kaleme aldıkları ve kapıları kapalı beyninde yer edip içerde tutsak kalmaktan onu rahatsız eden tüm herşey. Hayatı boyunca gözlemlediği haksızlıklar, adaletsizlikler ve dengesizlikler. Onu bunlar itti yazmaya, paylaşmaya düşüncelerini ve aklındaki barışçıl Dünya'yı haykırmaya. Bunu insanlarla paylaşma fikri onu her an daha da yüreklendiriyor, ona daha da cesaret veriyordu. Acı veren yanı ise asla var olmayacak bir Dünya'nın akıllardaki resmine bir tane daha çizgi atıyor olmaktı...
7 yıl sonra...
Kemal tüm eserin son bölümü olan 3. kitabını da yazarak tamamlamayı başardı. Sağlığının kötüye doğru gittiği son çalışma günleri epey sıkıntılı geçmişti. Eserini tamamladıktan kısa süre sonra da rahatsızlıkları nedeniyle 55 yaşında vefat etti.
“Yeni Dünya” adını verdiği ütopyasında tüm insanlığa hitab ediyordu. Eşitlik temel ilkeydi. Kurallar, kanunlar, hukuk sistemi, yönetim biçimi ve daha bir sürü konu insanları içine çekiyor, okurlara gerçekçiliğini kabul ettiriyordu. Yaşam refahı, iş standartları, kaynak tüketimi, teknoloji üretimi ve daha bir sürü konu son derece gerçekçi düşünülmüştü. Kemal’in deyimi, ütopyayı ön plana çıkarıp aynı zamanda sloganı olmuştu;
“Patronların işçi olduğu, zenginliğin unutulduğu yer.” Zaman içinde büyük ilgi gören eser döneme damgasını vurdu. Beraberinde uzun tartışmaları ve fikir ayrılıklarını da getirdi. Zaman geçti, yıllar sonra dahi bitmeyen ve hala konuşulan ütopya tartışmaları gittikçe çoğaldı. Her platformda ve çeşitli dillerde gündemde yer işgal etti. Uzun süre de işgal etmeye devam edecekti...
Uzun yıllar sonra...
Yazılmasının üzerinden neredeyse yaklaşık yarım asır geçmişti. Yarım asır sonra bile ağırlığını koruyan eser, fikir ayrılıklarıyla birlikte zaman içinde gelişen büyük bir kitleleşmeyi de beraberinde getirmişti. Kemal’in düşüncelerine ortak olan insanlar gün geçtikçe çoğalmaktaydı. Kemal akıllarda yeni bir imaj kazanmıştı. Geçen uzun yıllar içinde yazardan öte, bir fikir önderi olarak görülmeye başlanmıştı. İnsanlar bu konuda taraf olmuş, bunun yanında pek çok çatışma ve huzursuzluk ta doğmuştu. Öyle bir ütopya ki Dünya'da çığır açacak nitelikte bir eser. Ciddi derinlikte konusundan söz ettirecek bir eser. Uzun yıllar sonra, nesiller sonra Dünya'da ayrılıklara ve bölünmelere neden olacak kadar büyük bir eser.
Bu uzun zaman dilimi içinde ütopya ile birlikte gelen fikir akımı Dünya’nın her tarafına yayılmaya başlamış ve ilerleyen zaman içinde ütopyanın temsilcileri çıkmıştı. Temsilcilerin önderliğini kabul eden ve ütopyayı benimseyen hem fikir taraf, Dünya'nın değişmesi gerektiğini savunuyordu. Eserde anlatılan hiçbirşeyin imkansız olmadığına hatta gerçek olması gerektiğine inanan bu kesim, zaman içinde artık yok sayılamayacak kadar genişlemiş bir topluluk halini almaya başladı. Bu topluluk, varlığının ve çoğunluğunun farkındaydı. Artık hareketsiz kalmayacaktı. Dünya değişmeli, herşey beklendiği gibi, istendiği gibi olmalı, dengeler yeniden kurulmalıydı. Ancak o zaman “eşit yaşam” ilkesi can bulurdu.
Fikir akımını benimseyen topluluk değişim için ve fikirlerini insanlara empoze etmek için ilk adımları Dünya'nın çeşitli bölgelerinde atmaya ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapmaya başladı. Dünya’nın çeşitli yer ve ülkelerinde cemiyetler, dernekler ve bilgilendirme ofisleri kuruldu. Bu konuyu ele alan değişik isimlerde farklı kitaplar yazıldı, basıldı. En büyük girişimleri ise Kubbe oldu. Beyni Türkiye'de olan bu fikir akımının merkezi olacak devasa yapı yani Kubbe Türkiye'de inşaa edilmeye başlandı. Büyük ve ihtişamlı bir yapı olacaktı. Bunun yanında uzun yıllar boyu Dünya gündeminde sürekli yer işgal eden bu fikir akımının, daha fazla insan tarafından benimsenmesi için de çalışmalar yapılmaktaydı.
Uzun yıllar sonra inşaa edilmekte olan devasa yapı tamamlanmıştı. Kubbe formundaki bu yapıya doğunun ve batının kapısı adı verildi. Bu isim ütopyada yer alan “Doğunun ve Batının Bir Olduğu Orta Dünya” ilkesini temsil ediyordu. İnşaa edilen bu devasa yapı her an büyümekte olan topluluğun simgesi oldu. Kendi bayraklarına da bu yapıyı sembol olarak yerleştirdiler. Kubbe artık Dünya üzerindeki en büyük merkezleri olmuştu. O zamana kadar Kubbe’nin inşaası yanında yapılan işler de artık yok sayılamayacak boyutlara ulaştı. Son olarak “bir araya gelme çalışmaları” ile Dünya devletlerinin tamamen odağı haline gelinmişti. Topluluğun “bir araya gelme” çalışmaları, ütopyanın savunucusu, koruyucusu, destekçisi ve benimsemiş olan tüm insanların merkezde toplanmaları ve birleşmeleri anlamını taşıyordu. Bu Dünya genelinde bir çeşit göç olayının gerçekleşmesi demekti. Çeşitli ülkeler tüm bu hareketlilikten aşırı derecede rahatsız olmuş ve çok uzun yıllardır süregelen fikir akımının etkisindeki bu topluluğa artık müdehale etme yoluna girmiştir. Bu noktada olaylar patlak vermiştir. Devletleşmeye başlayan bu topluluk artık kanunlardan uzaklaşmış kendi düşüncelerini kanunlaştırmaya başlamıştır. Yapılan çalışmalara ve girişimlere engel olmaya çalışanların, bunu yapmak için vaktin artık çok geç olduğunu anlaması uzun sürmüyordu.
Dünya'nın tam manası ile bölünme safhası bu sırada başlamıştır. Bu noktadan sonra yeni bir gücün doğduğu farkedilmiş ve Kubbe artık Dünya barışı için bir tehdit sayılmaya başlanmıştı. Fikir akımının etkisine giren bölgelerdeki insanlar akın akın Türkiye’ye Kubbe şehrine gelmek için yola çıkmıştır. Göç sırasında zaman zaman çatışmalar ve direnişler görülmüş olsa da engel olunamamıştır. Kendine güveni artan Kubbe artık Dünya'nın çeşitli bölgelerine yayılmışlığını ortadan kaldırıp tek sınır dahilinde toplanması gerektiğini düşünerek başlattığı - bir araya gelme – çalışmalarıyla amacını daha belirgin kılarak devletleşmeye ve bağımsız bir güç olma hedefine bir adım daha yaklaşmıştır.
Göç sırasında gücünü toplamaya başlayan Kubbe, demokrasisini ve kendi düzenini yerleşik hale getirmeye çalışmakta, gün geçtikçe daha da gelişmektedir. Düzenli insan gücü, askeri gücü ve mühimmatı zaman ilerledikçe çoğalmaktadır. Toparlanmaya başlayan Kubbe, sınırlarını belirleme çalışmalarıyla en kanlı çatışmaları başlatmış, savaş ise o zaman tam manası ile tetiklenmiştir. İlk kan ortadoğuda dökülmüştür. Savaş burada ilk kez en sıcak halini almış ve ciddi kayıplara neden olmuştur.
Dünya'yı bölen bu fikir akımının savunucusu olup amaç ve ilkelerini kabul eden herkes birer üyesi sayılmaktaydı. Bu bireylere Dünya genelinde suçlu hükmü giydirilmişti. Ancak bu kişilerin savundukları fikir ve düşünce sisteminde Dünya’nın hükümleri artık geçerli değildi. Kubbe topluluğu silah, cephane ve finansal güçleriyle artık kendilerine güvenmekteydiler. Kısa zamanda kendileri için seçme bireylerden özel donanımlı harekat timleri oluşturmuş ve gerektiğinde bu güçlerini kullanmışlardır.
Fikir akımının ve bunu benimseyen toplumun aynı zamanda yeni kurulacak olan dünyayı tek çatı altından yönetmek isteyen bu oluşumun yönetim merkezi ve beyni olan kubbe, imparatorluğun sembolüdür. En üst seviye kişiler, yöneticiler, temsilciler, ordu kumandanları ve diğer önemli kişiler burada yer almaktadır. Bu kubbe aynı zamanda bayraklarının da sembolüdür. İnanılmaz büyük boyutlarda olan Kubbe tam bir göz formundadır. Üzerindeki açılıp kapanabilir mekanizma ise gözün kapaklarını andırmaktadır. İç içe geçerek hareket eden plakalardan oluşan kapaklar açıldığında, içerideki detaylı teknolojik mimariler görülebilmekte ve kapakları açılırken, içinde yer alan göz bebeği formundaki sivri kubbe yukarı doğru dönerek yükselip dışarıya çıkmaktadır. Kubbenin özel savunma ve saldırı sistemleri mevcuttur. En belirgin özelliği uzak hedeflere saldırı imkanının olmasıdır. Aynı zamanda havadan ve karadan askeri güçlerle de ayrıca korunmaktadır. Kubbenin dış kabuğunu oluşturan duvarlar taş olup, hareketli bölgeler tamamıyla yüksek teknoloji malzemeleridir. Bunların geneli mat metal ve cam görünümündedir. Genel yapısıyla ilerlemiş teknolojinin en büyük harikalarından birisi olduğunu anlamak mümkündür. Boş ve dümdüz çok geniş büyük bir araziye kurulmuştur. Bulunduğu coğrafya kurak bir bitki örtüsüne sahiptir. Genelini kurak topraklarda yetişen ot ve bitkilerle kaplıdır. Tamamen mistik bir sarımtrak ambiyansın hakim olduğu bu topraklarda pek fazla canlı bulunmaz. Kubbeye varan dümdüz çok uzun bir asvalt yol mevcuttur. Onun dışında eskiden geriye kalmış karadan bir ulaşım yolu görülmemektedir. Kubbe havadan, karadan ve içeriye uzanan bir demir yolu ile girişleri desteklemektedir. Yapının temel bölgesini düz duvarlar ve kolonlar oluşturmaktadır. Buralarda yine karadan yapılacak girişler için kapılar bulunmaktadır. Temelini oluşturan kolonlar ve duvarlar oldukça yüksektir. Kubbe kısmı ise bu kolonların, bacakların, duvarların üzerine inşaa edilip oturtulmuştur. Oyundaki bölümler genelde harab olmuş şehir manzaralarından oluşmakta. Yıkılmış, kullanılmaz hale gelmiş, harab olmuş ve tamamen terk edilmiş şehir modeli. Sokaklarda çatışmalar ve savaş sürüyor. Gruplar birbirine saldırıyor. Cadde kenarlarındaki araçlar kullanılmaz hale gelmiş. Kaldırımlar, asvaltlar ve yollar bozulmuş. Tam bir savaş havası... Kubbe yeni bir saldırı ve savaş yöntemi geliştirmelidir. Çünkü silahlı çatışmalar ve sıcak savaşlar ciddi kayıplara neden olmaktadır. Direnişçileri daha kolay etkisiz hale getirmek amacıyla yeni bir silah geliştirmek için çalışmalara başlanır. Uzun süren çalışmalar sonucunda bir çeşit zararlı salgın hastalık üretilir. Bu salgın, direnişçilerin bulunduğu bölgelere yayılır. Bu hastalığa yakalanan her canlının organizması olumsuz şekilde etkilenmekte ve çok kötü sonuçlara götürmektedir. İnsanlara yönelik geliştirilen bu salgın, insan organizmasını alt üst etmektedir. Bir takım etkiler sonucu insanın organik yapısını değiştirip zihinsel hasarlar vererek tüm bilincinin çökmesine ve yitmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak salgına yakalanan kişi tüm normal bireysel fonksiyon ve faaliyetlerini yitirip bir hayvan gibi yaşamaya devam eder. Beslenme ihtiyacının ön planda olması ve hastalığın etkisi olan üstün kas sistemi gelişimiyle ortaya çıkan saldırı iç güdüsü oldukça zarar verici olmaktadır. Etkilenen canlılar ve özellikle insanlar geçirdikleri bu değişim sonucu çok saldırgan ve zarar verici olmakta, aynı zamanda salgının taşıyıcısı konumdadır.
25 yaşında hoş bir bayan. İstanbul'da yaşamaktadır. Dünya savaşı patlak verene kadar herkes gibi normal bir yaşam sürmektedir. Savaş başladığında oluşan kaos ortamı, bütün insanlar gibi onun da hayatının değişmesine neden olmuştur. Zor yaşam koşulları ile mücadele etmektedir. Kendisini sevgilisi ile birlikte diğer insanlar gibi ülkesini korumaya, özgürlükleri ve bağımsızlıkları için savaşmaya adamıştır. Her çatışmadan sonra ölmedikleri için kendilerini şanslı görmektedirler. Ancak bu şansları uzun süre devam etmemiştir. Kubbe, geliştirdiği salgını yaymaya başladıktan bir süre sonra Duygu'nun sevgilisi bu hastalığa yakalanıp yenik düşmüştür. Yavaş yavaş değişime uğrayıp benliğini yitirmiş ve artık dönüşü olmaz bir hale gelmiştir. Tüm bunlara seyirci kalan Duygu bir süre sonra sevgilisini kendi elleri ile vurarak öldürmüştür. Duygu sevgilisini öldürdükten sonra ciddi bunalım ve depresyona girmiş, psikolojik anlamda ciddi sorunlar yaşamaya başlamıştır. Zamanla tüm bu olaylara neden olan kişileri bulmak ve intikam almak isteği ile savaşın içine daha da sürüklenmiştir. Silah kullanma ve çatışma konusunda kendini geliştirmiş, kendine daha çok güvenmeye başlamıştır. Dünya tamamen 2'ye bölünmüş durumda. Kubbe ve Dünya savaş halinde. Bitmek bilmeyen çok uzun, çok kanlı ve tüm insanlığı etkileyecek boyutlarda bir Dünya savaşı. Kubbe savaşta daha dirençli ve güçlü. Diğer toprakları ve halklarını yavaş yavaş ele geçirmeye, himayesi altına almaya devam ediyor. Dünya'da savaşın merkezi olan her noktada Kubbe'nin üsleri bulunmakta ve bu bölgelerde karşılıklı direnişler sürerken, şehirlere yerleştirilen elektronik ses ve görüntü sistemleri ile halka çağrılar, anonslar yapılmakta. Direnmemeleri gerektiği aksi takdirde şiddete maruz kalacakları şeklinde uyarılar yapılıyor. Anadolu'da inşaa edilen kubbe tüm ortadoğuya hükmediyor. Kendi halkını Türkiye topraklarının da dahil olduğu ortadoğuya yerleştirmek ve burada yeni bir milletin, yeni bir devletin, yeni bir kültürün, yeni bir medeniyetin ve yeni bir tarihin başlangıcını yapmak istiyorlar. İstanbul'da, Kubbe'nin Dünya üzerindeki önemli üslerinden birisi yer alıyor. Duygu ise bu bölgede yaşamakta.
Kupalar, Kubbe’nin özel savaş timlerindeki askerlere verilen isimdir. Bu askerler teknolojik özel donanımlarıyla profesyonel savaşçı niteliğindedir. Çeşitli askeri mühimmatları, araç ve gereçleri mevcuttur. Havadan ve karadan müdehale için yeteri kadar imkanları mevcuttur. Bir kaç çeşit Kupa askeri vardır. Harabe olmuş şehirlerde devam eden çatışmalar tüm harareti ile sürmektedir. Duygu bir ekip kurmuş ve bu ekiple organize şekilde çalışarak Kupa timlerini etkisiz hale getirmeye başlamıştır. Zaman zaman tek başına direniş göstermektedir.
Ütopya temsilcileri aynı zamanda yönetici pozisyonundaki kişilerdir. Kubbe topluluğunun yönetimi ve idaresi ellerindedir. Aralarından bir tanesi ise en yetkili kişi sıfatıyla Kubbe topluluğunun ve Kubbe Meclisi’nin başkanıdır. Büyüyen, gelişen, güçlenen Kubbe halkının yöneticileri ve üst düzey yetkilileri, zaman içinde sistemi ve düzenin çalışma şeklini kendi çıkarlarına hizmet eder hale getirmeye başlamışlardır. Yozlaşmanın ve değişimin farkında olmayan bilinçsiz halk kesiminin yanısıra birtakım ileri görüşlü ve bilinçli kesim tarafından bu durum farkedilmiştir. Bu da çöküşü ateşleyen en büyük etkenlerden biri olan ayaklanmaların çıkmasında önemli rol oynamıştır.
Bu ütopyanın yaklaşık 1 asır önce yazıldığını ve yeni kuşaklara aktarıldığını düşünecek olursak farklı yerlerde, farklı dillerde, farklı ırk ve milletlerden, farklı temsilcileri ortaya çıkmıştır. En son Kubbe'de bir araya gelmişler ve burada bu topluluğun yönetim mekanizmasını oluşturmuşlardır. Ütopyanın yazılmasının üstünden geçen uzun yıllar sonrasında görüşler yozlaşmış, yorumu ve açıklamaları değişmiş, liderlerin kendi çıkarlarına hizmet eder hale gelmiştir. Liderlerin yönlendirmesiyle ve yozlaşan düşüncelerle hareket edilmeye başlanmıştır. Bunun yanında halk ütopya sistemini gerçek kılmak için gereken mücadeleyi vermektedir. Zaman içinde ütopya gerçeğe dönüştürüldükçe, halk kubbeye hizmet eder hale gelmeye başlamıştır. Kubbe'nin çöküş devri bu fikir yozlaşmaları ile başlamaktadır. Halkın bazı gerçeklerin farkına varmasıyla ilk hareketlilik başlamıştır. İçeride ütopyanın doğru işlenmediğini, yanlış uygulamalara gidildiğini öne süren bir taraf oluşmuştur. Bu oluşum Kubbe'nin çok uzun yıllar boyunca devam edecek olan iç anlaşmazlıklarının başlangıcını teşkil etmektedir. Bu yeni taraf salgınının kubbeden yayıldığını iddia etmiş ve bir takım deliller ile bunu ispatlamaya çalışmışlardır. Diğer insanları da bilinçlendirmek ve doğru olanın yapılmasını sağlamak adına girilen çalışmalar neticesinde Kubbe tarafından etkisiz hale getirilmişlerdir. Olaylar bu noktada patlak vermiştir. Zaman geçtikçe içeride ayaklanmalar çıkmış ve bunlar da güç kullanılarak bastırılmıştır. Boyutu gittikçe derinleşen bu olaylar artık halkın gözüne ciddi anlamda batmaya başlamış ve eski güvenlerinin sarsılmasına neden olmuştur. Kubbe bu olayları takip eden yeni olaylarla, var olan temellerinin sarsılmasına neden olmuştur. Halk isyanları ve ayaklanmaları artmıştır. Çöküş dönemine de bu evrede girilmiştir. Dünya'daki bölünme artık daha da farklı bir hal alacaktır. Çünkü artık Kubbe de bölünmeye başlamıştır.
Zamanla Kubbe halkı 2 ye bölünmeye başlamış ve iç çatışmalar, sıcak savaşlar içine girilmiştir. Böylelikle Dünya savaşı 3 taraflı bir savaş haline gelmiştir. Bu iç kaos Kubbe'nin gücünü azaltmış, dış topraklardaki insalara karşı olan direncini düşürmüştür. Kubbe içindeki 2 taraftan birisi, var olan ve gelişmekte olan yeni sistemin ütopya kurallarına aykırı olduğunu düşünmekte ve doğru sistemi getirmek amacıyla uygarlığı yeniden yapılandırma amacını taşımaktadır. Diğer taraf ise var olan sistemin koruyucuları olarak, henüz yozlaşmanın farkına varamamış körü körüne bağlanmış kesimdir. Sonuç ne olursa olsun, artık çöküş başlamıştır. Kubbe halkı hem birbirileri ile hem de dış topraklardaki insanlarla savaşmak zorunda kalmış ve yavaş yavaş tükenmeye başlamışlardır.
Oyun birinci göz yani FPS (First Person Shooter) kamerasıyla oynanacaktır.
Oyunda üzerimizde en fazla biri elimizde olmak üzere 2 ağır silah yada 2 hafif (bir çift pistol ya da bir çift uzi gibi) 1 ağır silah taşıyabileceğiz. Cephane taşımanın da belli bir sınırı olacak.
Oyunda öfke, sevgi, kin, nefret, aşk gibi duygulara yer verilmeli. Gerçekçi olması için gerçek hayata uyarlanmalı. Oyun içinde dialoglar bolca olmalı. Karakterler arasına çatışma esnasında bile küçük dialoglar sıkıştırılması çok güzel olacaktır. Salgın, oyunumuzdaki çok küçük detaylardan sadece birisidir. Kesinlikle hikayenin ana teması ve konusu değildir. Oyunun gidişatını ve işleyişini değiştirebilecek bir özellikte değildir. Oyun esnasında oyuncunun sadece mücadele etmesi gereken engellerden bir tanesi olarak karşısına çıkacaktır. Oyunu zengin kılabilecek küçük detaylardan bir tanesidir.
Muhtemel Oyun Versiyonları Gelecek Savaş: Değişim Bu versiyonda Dünya’nın değişimi ana temadır. Yeni sistemin oturtulması ve ilk zamanlardaki en kanlı savaşlar konu alınacaktır. Salgın bu versiyonun yarısından itibaren ortaya çıkıyor ve yayılmaya başlıyor. Oyunun yarısından itibaren salgına yakalanıp başkalaşım geçirmiş bir takım canlılar ve insanlarla karşılaşıyoruz. Bu versiyonun sonunda Duygu’nun sevgilisi de salgına yakalanıp yenik düşer. Duygu bu durum sonucunda sevgilisini kendi elleriyle vurarak öldürür. Oyun burada son bulur. Aradan 3 yıl geçmiştir. Savaş devam etmektedir. Salgının Kubbe tarafından yayılmasının ortaya çıkmasıyla patlak veren olaylarla birlikte bu versiyonda Kubbe’nin bölünmesi işlenecektir. Artık Dünya savaşı 3 taraf arasında geçmeye başlayacaktır. Kubbe’nin gerileme, zayıflama ve çöküş dönemine girmesi bu versiyonda görülecektir. Duygu sevgilisini öldürdükten sonra 3 yıl boyunca hareketsiz kalmıştır. Daha sonra bazı olayların tetiklemesiyle tekrar savaşa dönen Duygu tüm bu olaylara neden olanları bulmak ve intikam almak ister. Bu amaçla Kubbeye doğru ilerlemeye ve önündeki engelleri bir bir yok etmeye başlar. En sonunda Kubbeye girmeyi başarır ve oyun burada sona erer.
Duygu artık içerdedir. Dağılmakta ve zayıflamakta olan Kubbe’nin tamamen etkisiz hale gelişi ve yok oluşu, savaşın yavaş yavaş artık sona erişi bu versiyonda işlenecektir. Duygu’nun Kubbeye vuracağı son darbe ile tamamen infilak etmesi ve kaçış sahneleri versiyonun son parçası ve oyunun aynı zamanda da tüm hikayenin ve senaryonun kapanışı olacaktır.
Kapanış 1 asırlık büyük kaos, çatışma ve savaş artık dinmeye başlıyor. 1 asır önce yazılmış bir eser üzerinden insanoğlu savaşmayı, yeryüzüne yeni bir fitne katmayı başardı.
“Tarih boyunca barışı elde edemeyen insanlık, sonuna kadar da bunu elde edemeyecek...” Şimdi hepsi sona erdi. Düzeni bozulan Dünya’da artık çok iyi bilinen birşey var. İnsanlar gerçek özgürlük ve gerçek eşitlik istiyor. Belki de Kemal’in mesajı elimize henüz yeni ulaştı... SON
OyunGelistirici "Gelecek Savaş" uzun çalışmalar sonunda ortaya koyulmuş sadece taslak bir çalışmadır. Bu projeyi ortaya koymaktaki amacımız profesyonel bir oyun çalışması içine girmek değildir. Sadece G.G.G çalışma grubuna dahil olacak amatör arkadaşlarımız tarafından kendi seviye ve bilgileri çerçevesinde proje adına kendilerini geliştirebilecekleri ve bitirebilecekleri küçük çalışmalar yapmaları amacıyla tarafımızdan kurgulanmış bir hikayedir. "Gelecek Savaş" projesi tamamen boş vakitlerin verimli geçirilmesini ve projede çalışan bireylerin iş bitirilebilirliklerinin yükseltilmesini hedefler. Her daldan başlangıç, orta ve ileri seviyeden tüm arkadaşlarımız kendileri için bu projede yapacak birşeyler bulabilir ve projenin gelişmesine yardım edebilirler. Ortaya koyulan işler hem somut manada birşeyler yapıldığının hem de gerçekten bu işle ilgilenmek isteyen kişilerin internet ortamından da çalışabileceklerinin göstergesi olacaktır. Yakında ekibi ve projenin başlangıç tarihini duyuracağız. Ayrıca forumumuzda mesajlara kapalı olarak yer alan G.G.G alanını katılıma açtık. Eleştiri, öneri, tavsiye ve katılımlarınızı bekliyoruz.
|